monapera

Menu

Tiyatro Vaktidir ”Shakespeare Zorda”

shakespearezorda5Uzun zaman oldu tiyatroya gitmeyeli. En son Ağaçlar Ayakta Ölür diye bir tiyatroya gittiğimi hatırlıyorum. Bu hazin ve utanç verici gidişata bir son vererek devlet tiyatrosundan birkaç bilet kapıverdik. Malum sabahın onunda tükeniyor biletler, alma şansına sahip olamadıysan ertesi sabah makul saatte hazır olda bekliyor olmalısın.

Ne şanstır ki Akün Sahnesin de oynanan bir oyun bu tiyatro aşkımın ilk adımında denk geldi. Perçinlenmesi için ambiyans da önemli malumunuz. Bu sahne ben söyleyenlerin yabancısıyım Ankaradaki en güzel tiyatro sahnesiymiş. Nasılsa ben de yorumlayacak kadar bilgiye sahip olacağım birkaç ay kadar sonra. Belki de daha yakın bir sürede.  Ama fikrimi sorarsanız o kadar kompakt ve sıcak bir atmosferi var ki Akün sahnesinin. Gittiğimiz oyun için yapıldığını tahmin ettiğm birkaç girintisiyle bir kale görünümü verilmiş sahneye.

Yan taraflarına dekore ettirilmiş oturma bölümlerine kurulmuş tiyatro ekibinden birkaç kişi anlamı büyütmüş.

Sahnenin ileri geri oynatılabilir olması istenildiğinde derinlik istenildiğinde klasik bir tiyatro sahnesi oluşturulmaya müsaitliğiyle farklıydı.

Ayrıca neresinde oturursanız her şekilde tiyatronun içinde hissedeceğiniz gibi daha önce de belirttiğim kompaktlığa sahip olması da tanıdık bir yere gelmişsiniz gibi bir his veriyor.

Neyse oyuna geçelim.

shakespeare5

Shakespeare Zorda, harika efsanevi oyunlar yazan Shakespeare in bir yazar olarak değil bir insan olarak tiyatroda yer almasıyla birlikte isani zaaflarının su yüzüne çıkıp, gelecek yüzyıllara kalacak ismini düşündüğünden eğlenmeyi değil, insanlara biraz da anlamsızlık kokan duygudurumlarıyla kasıntılık arasında bir profil çizmesine şahit oluyoruz. Öyle ki insanların hayatlarında yeterince hüzün ve acıtasyon bulunduğu için soyratılara daha çok güldükleri ve basit de olsa güldürü unsurunun daha çok beklendiği gerekçesiyle Hamlet e bir soytarı sahnesi yazması için tiyatro arkadaşları tarafından baskıya uğratılmaktadır.

Bir yandan kendisi gibi tiyatroya gönül vermiş kız kardeşinin, yurdundan kaçıp yanına gelmesi ve onunla birlikte tiyatroda yer almak için çırpınmasıyla ilginç bir dönemin ortasına düşmüş bulur kendini. Malum kadınların tiyatroda boy göstermeleri tiyatronun kapanmasına sebep olacak kadar ciddi bir suçtur o dönemde.

shakespeare1O dönemin kraliçesi ve tiyatroya gönül vermiş tarafı da oyunda apayrı bir tat atmış. Ayrıca Kraliçe Elizabeth rolünü oynayan oyuncuya hayran kaldım. Daha önce çeşitli dizilerde kendisini görmüştüm ama bu denli yetenekli olduğunu tiyatroda farkettim. Oyunun bel kemiklerinden biriydi. Ani duygu değişimleriyle üçüncü sırada oturuyor olmama rağmen daha iyi görmek için gözlerimi pörtletmeme sebep olan karakterdi. Ebru Nil Aydın bu yönüyle televizyonda da daha dikkatli izleyeceğim bir sanatçı artık.

Ve onu takiben yine özellikle günlük oynanan dizilerde sıkça görünen ama asla yeteneklerinden bu kadar emin olmayacağım bir oyuncu daha: Oyunda Shakespeare le birlikte tiyatronun sahibi olan, hafif feminen halleriyle, evinin salonunda oynar gibi bizlerin varlığını unuttuğunu oldukça hissedeceğimiz şekilde rahat ve oyunun içinde ustalıkla oyunu kotaran Cüneyt Mete. Onu Affet Beni den hatırlayacaksınız. Hani şu muhtemelen denemek için yapılmış ama beş senedir yayına devam eden Ankara sabah dizisi. Şimdilerde yine yeni başlayan ama her gün yayınlanan yine bir Ankara dizisi olan Aşkların En Güzeli dizisinde oynuyor. İzlemediğim halde tiyatodan sonra bir açtım baktım. Hakikaten bu diziler gerçek oyuncularla tırıvırılar arasındaki farkı belli edemiyor. Belki senaryoların dandikliğindendir. Oyuncular ne eylesin. Ama sahnedeki o rahatlığın kokusunu dizide de aldım. E bu da ciddi başarıdır neticede. Hareketleri oyun kokan oyuncuları da görüyor tv ekranları.

Ve bir diğeri Shakespeare e Hamlet için bir soytarı karakteri yazması için ısrar eden, insanların evlerindeki huzursuzluktan kaçıp tiyatroya geldiklerini, düşünmek ya da romantik laflar duymak değil gülmek için onları izlediğini söyleyerek ve elbette oyun başından sonuna kadar sarhoş eblek tararafıyla ve aslında güldürmek isteyen insanların, içlerinde yatan duygu derinliğine de değinerek mükemmel bir oyunculuk çıkartıyor. Ünsal Coşar. Kendisini daha önce gördüğümü hatırlayamıyorum. Dizilerde ya da filmlerde. Ama bundan sonra onu da sıkı markajıma aldım. Çünkü hak ediyor.

Oyun 1600 yılını tiyatro oyuncularıyla günümüz oyuncular arasında bir gidip bir geliyor. Özellikle ikinci yarıdan sonra oyun içinde oyun durumunu sıkça görüyoruz. Aslında tam da bu noktada küçük bir eleştirim olacak. Gidişatı bu kadar kesintiye uğratmak ne kadar iyi bir fikir emin değilim. İlk yarının kusursuzluğu ikincisinde yok. Üç saatlik tiyatro ilk bir buluk saatten sonra noktalanabilirmiş.

Keyifli birkaç saat geçirmek için başarılı ve sıcak bir oyun. O zamanlarda veya günümüzde hiç farketmez tiyatronun devlet kontrolünde yapılamayacağına, topallayarak varlığını sürdüreceğine üzeri kapalı bir şekilde değinilmiş. Bu da tiyatronun gerçekten desteklenmediğinin ve ondan korkulduğunun günümüzde de hiçbir değişikliğe uğramadığının kanıtıdır.

 

Kategoriler:   etkinlik, Genel, Gezi, tiyatro

Comments