monapera

Menu

Tiyatro Sahnesinde Bir Tuhaf Aşk ”Nalınlar”

nalinlar7Dün yeni bir oyuna daha gittik. Oyun daha önce duyduğumuz ve beklentimizi karşılayacak şekilde komik ve eğlendiriciydi.

Hikaye bir köy ortamında, birbirlerine aşık ama kızın anne ve abisinden, öte tarafta oğlanın husumetlisi olan köy muhtarından mütevellit bir türlü kavuşamayan, birbirlerini dahi zor gören bir çiftin etrafında dönüyor.

Esas kızımız Seher’ in anne rolünü oynayan karakter, inanılmaz oyunculuğu ve doğal komikliğiyle, üstelik rolünün hakkını verecek şekilde hem annelik yumuşaklığını hem de evin tek erkeği kalmış oğlunun sözünü dinleyerek üsluplara özen gösterircesine klasik bir köy kadınını canlandırmasıyla mükemmeldi.

Ona tezat ve yine bir kadın oyuncu karakter ise, köyün dul kalmış hafif civelek, herkesin nedense güvendiği, hafif başına buyrukluğunun altında aşka olan inancıyla Seher le sevgilisinin kavuşmasından yana, önemli rollerden birini üstlenmiş.

Ara ara gözümden yaş getirecek kadar komik olduğunu söyleyebileceğim, yine Ankara dizilerinden sıkça gördüğümüz karakterleri de canlı canlı izleyebildiğim bir oyundu. Ötüken Hürmüzlü yü Beni Affet ten hepimiz biliyoruz. Esas oğlan Osman Yavaş olarak karşımızdaydı.

Seherin ayakkabılarından yola çıkılarak isminin Nalınlar olduğu aşikar olan oyunda ara ara seyirciyi de işin içine karıştırıp, dahası sahne kenarlarına oyun taşırmaları, seyirciyle direkt dialoğa girmeleri dağılmayan dikkatin bir defa daha uyanmasına vesile olup bizlerin de kendimizi sahnenin ortasında hissetmemizi sağlayacak kadar sıcak bir temas etkisi olmuş.

Oyunda verilmek istenen mesajların çoğunu sahneyi kesen müzikal tadında şarkılarda söylenen sözlerden hissediyoruz. Ataerkil türk aile yapısına olan eleştiri, elbette işlenebilir seviyede işlenmiş. Bir genç kızın, evlenene kadar işinin anne babasının ağabeyinin hizmetini görmek, evde koca beklemek, mümkünse on dördünde gelin olup gitmek başına bir hal delmeden, on beşinde ilk bebesini kucağına alıp yirmisine varmadan iç çocuklu içi çökmüş bir küçük kadın oluvermek olduğu konusu o kahkahalı sahneler arasında incecik bir sızıyla hissettiğiniz gerçekler.

Bal tutan parmağını yalar derler. Mühür kimdeyse söz onundur misali köy muhtarının yıllar önce yalancı şahitlik yaptıramadığı için kafayı taktığı ve husumet içinde olduğu Seherin yavuklusuyla dalga geçer gibi oyunlarına alet etmesi, köylünün her türlü konusuyla kendi kafasına estiği gibi çözümler bulması, özellikle küçük yerlerde yaşayan insanların nelere maruz kalabileceklerinin sevimli ama bir o kadar da hakiki kaçınılmaz gerçekliğini gözler önüne sermiş. Ara ara beliren gölgeler de sindirilmiş köylü halkının iç sesini canlandırarak o eziklik duygusunu açığa çıkarıp, esrarengiz bir hava katmış.

Oyuncuların, şalvarlarıyla, nalınlarıyla, geleneksel önlükleriyle, Seher in biricik çilekeş anasıyla olan dialoglarıyla çok keyifli bir gösteriydi.

Son olarak şunu söylemeliyim, bu oyunu tek başına bile sırtlasa yine izletebilecek potansiyele, sıcacık oyunculuğu ve samimiyetiyle sahneye çıktığında bile gülümseten kadın oyuncu, Esma rolüyle Seher in annesini canlandıran Rengin Samurçay kendine hayran bıraktı.

 

 

Kategoriler:   etkinlik, Genel, Gezi, Günce, tiyatro

Comments