monapera

Menu

Stefan Zweıg Dilinden ”Korku”

korku

Korku, bir çırpıda okuyabileceğiniz, yormadan, ama aynı anda ne olacak acaba merakı uyandıran, kısacık ve sürükleyici bir hikaye.

Ben şahsen her gün yaptığım gibi uyumadan önce yatağımda ayaklarımı uzatmış şekilde bir elime alıyım bakalım diyip iki saat içinde bitirdim bu kitabı. İnsanın, yapmaması gereken bir şey yaptıktan sonra duyduğu suçluluk ve korkunun bünyesini esir almasını ve o süreçte yaşanan gelgitleri anlatmış çok da enteresan olmayan ama herkesin yaşayabileceği kadar da gündelik ve gerçek bir yaşanmışlıkla.

Öyle ki o korku ilk zamanlarda başkalarının bilmesinden çekinme korkusuyken daha sonra artık kimsenin öneminin kalmadığı yalnızca kişinin kendisiyle verdiği savaşın her şeyden mühim ve yegane gerçek olmaya başlamasına dönüşen bir süreç oluyor.

Ben daha ilginç bir son hazırlamıştım kendi kafamda. Belki bu, yazarın da yaratmak istediği bir etkiydi. Belki okuyucunun, hikayenin sonu hakkında yaratıcı fikirler üretebilmesi için elinden geleni yaptı. Ve evet belki benim için olmasa da yine de ilginç bir sonla finali yaptı kitabında. Benim için diyemiyorum çünkü hayalini kurduğum son daha ürkütücüydü. Ama elbette benim komplike düşünebilmemi sağlayan da, yaratılan karakterin psikolojik olarak çıkmaza girmesi ve artık mantıklı düşünecek noktayı geçmiş olmasıydı.

Ayrıca kitapta, insanların kendi durağan hayatları içinde, başkasının sahip olmayı hayal edip de sahip olamadağı şeyler elinin altında olsa bile yetinemediği, sahip olduklarına hak ettikleri özeni ve ilgiyi gösteremediği ve maalesef onları kaybetme tehlikesi karşısında ancak geçmişe dönüp bakabildiği gerçeği satır aralarında vurgulanmış.

Evet fındık kurdu bir kitabımız daha oldu. Nedir bu lafın anlamı? Şöyle ki bazen seçilen kitap incecik olmasına rağmen akmaz. Onun yerine yedi yüz sayfalık çok akıcı bir kitabın elinde olmasını dilersin. Ama bazısı da inceliğinin yanında aynı zamanda oldukça sürükleyici, çerez gibi hemencik yutuluveren cinstendir.

Korku da onlardan biri. Öneririm.

Spoiler:

Evet ben o şantajcı kadının, İrene’ nin korkusunun yoğunluğundan kaynaklanan bir sanrı olmasını hayal etmiştim. Yani öyle biri hiçbir zaman olmamıştı, İrene kalbini saran derin korkuyla, kendisini bir kadın şantajcı yaratarak daha da çok daralttı.

Çok mu polisiye oldu?

Kategoriler:   Genel, Kitap

Comments