monapera

Menu

Sonsuz Güzellik ve Ebedi Çirkinlik Arasında Sıkışmış Bir Adamın Hikayesi: Dorian Gray’ in Portresi

doriangrayinportresiSeneler önce okuyup unutamadığım ve bence başyapıt olma özelliği taşıyan bir roman Dorian Gray’ in Portresi.Bu kitap hayal gücünüzü istediğiniz gibi eğip bükmenize yardımcı oluyor. Dorian karakterini öyle bir hayal ettim ki mesela dünyada bu kadar yakışıklı biri yaşamamıştır eminim. Ama kitabın artılarından biri de bu zaten. Dilediğiniz şekilde düşünebiliyorsunuz.

Her neyse süper yakışıklı bir gencin tuhaf hikayesini konu alıyor eser. Kendisine hayran bir ressamın kaleminden çıkan kendi görüntüsüne o derece büyülenerek bakıyor ki taa derinlerden bir yerden bir dilek diliyor. Ve mucize o ki dileği geçekleşiyor. Dorian hiç yaşlanıp çirkinleşmemeyi, onun yerine yılların kendisini değil portresini eskitmesini diliyor.

Dorian görebilinecek en yakışıklı ve çekici erkeklerden ama bebek yüzünün arkasında o kadar da güzel olmayan bir ruh yatıyor. İnsanlara hatta sevdiğini düşündüğü kıza bile acımasız olabiliyor ve hatta onun kalbini o derece kırıyor ki onun ölümüne bile neden oluyor. Kurduğu bir cümle aslında onun boş hayatını tek cümleyle özetler: ”Keyif ise herşeyi tattım. Mutluluk ise asla!”Kendi mutsuzluğunun ve iç çatışmalarının acısını kendisine masumca yaklaşan insanlardan çıkarıyor. İşin tuhafı yaptığı haksızlıkların, kötülüklerin kendisini rahatsız etmiyor olması. Dorian insanların kendisini beğenmesini ve kendisine sonsuz saygı duyulmasını isteyen bir bencil.

Kitapta o zamana göre güç kabul edilen eşcinsel kavramlarına da değiniliyor, hatta Dorian ın bu tarz eğilimlerinin olabileceği hissettiriliyor bize. Zamanında tepki çekmiş olsa da kitabı farklı ve hatta bana göre kült yapan unsurlardan biri de bu zaten.

Günah işledikçe, haksızlık yaptıkça Dorian tablonun çirkinleşip yaşlandığını görüyor ve oradan sonra zaten sizi düşüncelerden düşüncelere sürükleyecek çıkarımlar yapmaya başlıyorsunuz.

Ben bunun üzerinde baya kafa yormuştum mesela. Çirkinlikle kötü ahlak arasında bağ var mı acaba. Farkında olmadan kötülük yaptığımızda ifademiz çirkinleşiyor mu? Bizim yaşlılık olarak yorumladığımız şey aslında geçmişin karanlık detaylarının yüzümüzde toplanması mı?

Dünya güzeli olmayan ama tertemiz bir kalbi olan kişinin gözündeki ışık onu her zaman güzel gösterebilir mi?

Dorian ın dileğiyle gerçekleşen sihir onun ölümüyle bir kez daha ortaya çıkıyor ve onu tavan araında kapalı bir tuvalin hemen yanında yatarken bulanlar yüzüne baktıklarında korkunç bir adamla karşılaşıyorlar. Tuval ise Dorian Gray in zamanında resmedildiği ve o zmanki görünümünü yansıtan, hak ettiği güzelliği taşıyan tuvalinden başka bir şey değil. Kendisini o kadar çirkin görseydi ölmeden önce bir kez daha ölürdü diye düşünmeden edemedim.

Bu kitabı okuduktan sonra çok güzel ya da çok çirkin biriyle karşılaştığımda hep düşüncelere daldım. Düşüncelerimin baş kahramanı ise elbette dünya yakışıklısı ama çirkin bir ceset olan Dorian Gray di.

Güzellik neyin yansıması, çirkinlik ne peki?

Mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir roman. Bunu hak ediyor.

Kategoriler:   Genel, Kitap

Comments