monapera

Menu

Khaled Hosseini’ den ”Ve Dağlar Yankılandı”

 

vedaglaryankilandiUzun yıllar önce edebiyat hocamdan duyup mutlaka okumalıyım dediğim bir kitaptı Ve Dağlar Yankılandı.

Çok da keyifli başladı. Geleneksel yerlerde geçen hikayeleri çok severim.Özellikle de olay örgüsü ve gözlem konusunda yetenekli ellerden çıkmışsa. Birbirlerine son derece bağlı ve sevgi dolu iki kardeşin hikayesi dolayısıyla harika bir malzeme bu konuda. O malzeme başlarda nefis bir kurgu doğurmuş ve yazar, her sayfasında biraz daha heyecanlandırarak hikayesine ve şaşırtıcı detaylara devam etmiş.

Onun yanında paralel taraftan olay örgüsüne dahil olan ve ana karakterlerimizin hayatını doğrudan etkileyecek bir başka hikayenin de aynı anda işlenmesi ayrı bir tat katmış. Her birimizin yaptığı en ufak bir şeyin diğer insanların da kaderini değiştirebileceği hipotezini her zaman benimseyen biri olarak bu tarz etkileşimlere kaderden daha fazla anlam yüklüyorum. Dolayısıyla benim için fazlasıyla ilgi çekici.

Fakat hızla ilerleyen zaman diliminde çocukların ve onların da çocukları işin içine karışınca, en son okuduğum Kafamda Bir Tuhaflık da öyle olmasına rağmen, bu kitap ara ara üzülerek söyleyebilirim ki sıkıcı bir döngüye girmiş. Sanki daha ilginç hikayeler anlatma çabası içerisinde yazar, bir nevi çıkmazda kalmış. Ve en başta tanıştığımız ve benimsediğimiz ana karakterlerle tekrar karşılaşana kadar (ki bu kitabın sonunda oluyor), diğer hikayelerin onlarda da bağlantısı olmasına rağmen ve kitabın tadının da bundan ileri gelmesi gerekirken beklediğim sıcaklığı alamadım. Ve sonuna kadar ana karakterlerin ne olacağını merak etmeme rağmen onların adı çoktan benim için yabancılaşmıştı. Bazı detayları sanki başka bir kitapta bitirmişim de uzak bir hatırayı anımsıyormuşum gibi hissettim. Çünkü diğer karakterlerin hikayeleri ayrı ayrı sürükleyici olsa da kitabın ana hatlarından beni çok kopardı.

Ayrıca bir de yazım şeklinde sıkıntı vardı bana göre. Genelde geçmiş zamanda geçenle şimdiki zamanda geçen belli ayrımlarla ayrılır. Kitapta şimdiki zamanda hızınızı almış ilerlerken hiçbir vurgu ya da ayrım yapılmadan aynı hızda geçmişe giden bir paragrafla karşılaşabilirsiniz. Konuşmalar yine aynı şekilde.

Zaten genel olarak yazarın, konuşma dilinden yani dialogtan değil de duygudurumdan beslendiğini de anladım. Hatta dialog yazmanın zor olup olmadığını düşündürdü bana kendisi. O kadar azdı anlayacağınız. Bir okuyucu olarak bazen olayların en heyecanlı yerlerinde özellikle karakterin ağzından çıkan can alıcı bir cümle aradı gözlerim, eksikliğini hissettim.

Toparlarsak, harika başlayan ve harika biten bir kitap. Ama çok sıkıntı veren ve beni aşan bir kitap olmaması durumunda hiçbir kitabı yarım bırakmama gibi bir takıntım olmasaydı özellikle birkaç yerinde bırakma noktasında bulurdum kendimi. Evet öyle bir takıntım var çünkü içim sıkılarak da olsa bitirmek, aklımda bitmemiş bir hikayeyi tutmaktan çok daha iyi geliyor bana.

Velhasıl kelam tavsiye edeceğim ya da aklımdaki mücevherli yere koyacağım bir kitap olamadı. Ama asla değersiz bir eser olduğunu söyleyemem. Bununla birlikte Peri ve Abdullah benim için (bilhassa çocuklukları) unutulmaz olacak. Onları hep hatırlarım.

Sadece onları…

Kategoriler:   Genel, Kitap

Comments