monapera

Menu

İncek’ te Bir Mangal Partisi…

Mangal sezonunu açtık biz:)
 
Dün arkadaşımız Berker in İncek teki villasına davetliydik. Yemek bahane sohbet şahane derler ya aynen o durum bizimkisi de. Bu toplantılar aslında bahane, önemli olan herkesi aynı anda görebilmek. 
 
Berkerin ailesine katılan küçük, sevimli, arsız elemanı görmek kısmet olmamıştı, çok küçük olduğu için getirememişti de, bir defa onu gider gitmez bir yedim. Mangal da neymiş kedi dururken:))

Her kedinin kendi karakteri vardır derler ne kadar doğru, küçücük bacağıyla peşinde koşturuyor insanı. Günlük sevgi ihtiyacını karşılayamamıştı herhalde bir gittim mıncırdım ses çıkarmadı, sıkıldığı an da tırnaklarını gösterdi yumurcak. İyi bakalım öyle olsun. Ben onu daha çok yicem, bu karşılaşmanın bir de rövanşı var.

O dill de gittiğimizde iyi ki çok aç değilmişiz, bir yürlü yanmak bilmeyen mangalı bekledik durduk. Bir ara baktık mangalın başında bütün erkekler. Dedim kızlara herhalde mental yollarla yakmaya çalışıyorlar mangalı:)) Evet yeni yeni insanlar, ordan burdan muhabbetler, ilk hamlede sarılan içkilerin verdiği hafif uyuşuklukla hayatın olduğundan daha güzel görünmesi, birlikte söylenen şarkılar, yapılan dedikodular derken bir mangal partisi de böylece bitmiş oldu. Gerçi biz biraz erken ayrılmak zorunda kaldık ama ne derler tadı damağında kalırsa çikolatayı daha yakın gelecekte tekrar yersin.

 

Psikolojik durumlar neylersin ben mi değiştireceğim, şimdiden yapacağım partinin hazırlıklarını kafamda tasarlamaya başladım bile. 
İşin komiği görünce, ya ben bu insanları hakikaten seviyorum dediğin tiplerle anca parti ortamlarında, hesaplaşıp planlaşılan toplantılarda görüyor olmamız. Hatta geyiği bile döndü artık, olmasa bir parti bir aksiyon kimsenin kimsenin yüzünü göreceği yok, enteresan.Bir günün nasıl geçtiğini bilmezken dostlarımıza hakkıyla zaman ayıramıyoruz malesef. Anladım ki herkes aynı durum içinde. Ancak okul ortamı olacak ki herkes hergün görsün birbirini. Yüksek lisansa mı başlasam napcam acaba. Arada düşünmüyor değilim aslında, böyle durduğum yerde durunca okuduğum dört seneye de acıyorum. Ne uzuyoruz ne kısalıyoruz. Da gerekli işlemleri bile başlatmaya gözümüzü açamıyoruz iyi mi. Öyle zaman geçiyor geçsin biraz daha bakalım
 
Evet bugün çiçeği burnunda ünlü (eheh) arkadaşımız Sırmalı grubunun başarılı gitaristi ve kurucusu Deniz Sayman da aramızdaydı. Gitarıyla ortamızı şenlendirdi. Ah Bir Ataş Ver parçasını dinledik ondan ve albümün diğer parçalarını da tabiki.

 

Onları seven kadar yaptıklarıyla kendi beyin hücreleri çerçevesinde dalga geçen, kafayı takan tipler de varmış. Ne tuhaf, insanımız yerli yersiz olumsuz yorumlar yapmak için hiç vakit kaybetmiyor. İyi bir şey yapmasını söyleseniz üşenir. Enerjisi insanlar için hiç kıymetli değil galiba. Aptal saptal işler için harcayabildiklerine göre. Sosyal medyadan bitbit türeyen tipler elbette bunlar. Sallıyoruz, takmıyoruz diyor Deniz. Dedim ki daha çook olur onlardan. Aslında bu güzel bir şey seven de yeren de takip ediyor demektir neticede. Takipte kalsın onlar boşver, sen koşmana devam et…

 

Öyleyken böyle herkes güzeldi, gece güzeldi, bıcırık kedi güzeldi… Geçen sene açılışı yapmış, tek partide kalmıştık, umarım bu sene açık hava sofra sefasını sık sık tekrarlarız.

 

Mutlu Pazarlar…

Kategoriler:   Genel, Gezi, Günce, Kedi, Yemek

Comments