Menu

Albert Camus ” Tersi ve Yüzü”

Albert Camus Tersi ve Yüzü

Albert Camus Tersi ve Yüzü

Merhabalar

Bir Albert Camus kitabının daha sonuna geldim. Tersi ve Yüzü hayattan bahsediyor. Bir tarafı ”ölümün sahiciliği ve yalınlığı”, diğer tarafı ise yaşamın canlılığı ve kendini zaman zaman gösteren küçük umutlar. Albert Camus, bütün kitaplarında hissedilen umutsuz ve belki de aşırı gerçekçi, karamsarlığa varan hayat görüşünü bu kitabında da yansıtmış. Ama kendisinin de çok küçük yaşlarda yazdığı için derinlemesine olamayabilecek dediği satırlar aslında diğer kitaplarına nazaran daha basit anlatımlı ve yalın.

Doğru söylüyor belki, insan yirmili yaşlarda yazmayı bilmiyor olabilir ama yine kendi söylediği bir söz var ki ona da katılıyorum: Daha sonra yazdıklarımda, burada yazdıklarımdan ileri seviye kalacak bir hayat görüşü yoktur.

Felsefesi belli ve değişmemiş. Düşüş’te olduğu gibi, Sisifos Söyleni’ nde olduğu gibi Tersi ve Yüzü’ nde de, bir noktada yaşama umudu güneşin ısısıyla kendini gösterirken, bir noktada çırpınmanın anlamsızlığı ve ölümün kötü bir şaka ya da aynı anda ”kurtuluş” gibi orada duruyor olması ve mutlak varlığı kendini gösteriyor.

Albert Camus’un kafasının yoğunluğu ve karmaşası, sayfalara gölge gibi düşüyor. Hikayelerin kısalığının yanında oldukça uzun tutulan duygudurumları ve sorgulamalar mevcut. Başlıca iki konu görüyoruz. O tek başına köhne bir otel odasında kalırken yan odada sessiz sedasız can veren biri, onun ölümünün sahiciliği, aynı zamanda kişiselliği ve bununla birlikte kaçınılmazlığından doğan çekiciliği. Öteki tarafta hayatının son zamanlarında ileri bir yaştayken kendisine çok da yüksek miktar olmayan bir miras kalan kadının, yaptığı ”yatırım” ın, kendisine bir mezar almak olması. Evet kadın kendisine bir mezar aldı, oraya ismini yazdırdı, kendi mezarına ve mezar taşına bakmak için her gün oraya gitti ve şu anda olduğu kendisiyle geçmişte olacağı kendisine uzun uzun bakmak ayrıcalığına erişti. Sonra bir gün hiç tanımadığı insanların, onun gelecekteki mezarına çiçekler bıraktığını gördü ve anlamsızlık burada devreye girdi yine.

Her gün yeniden ve yeniden içine sürüklendiğimiz ”çırpınmak” saçmadır çünkü hepimiz sonunda ölümün kucağında salınıyor olacağız. İnsanların doğan günde yeniden umut bulası ve tekrar tekrar çabalaması, anlamsız bir boşa kürek çekmek olmalıdır nereden baksan. Kimsesiz sandıkları, çünkü henüz hiçbir çiçek konulmamış mezarlığa, kendi istekleriyle, yeni doğan umutların da ve ölümün unutulmasıyla doğan cüretle çiçek konulması, insanların hiç gelmeyecek başka bir son aramaya her zaman boşa efor harcayacakları anlamına gelir. Her zaman böyle olmuştur.

Bu da hayatın Tersi ve Yüzü’ ne örnektir işte. İşte bu iki örnekte olduğu gibi insan, unuttuğu sonuna sırtını çevirir ve bu kısır döngü böylece döner durur.

Evet belki hayatın içinde, içinde bulunduğumuz durumu unutturacak güneşler açar, bu bizi oyalamaya yeter bazen ama sonra tek bir şey unutturur güneşin sıcaklığını.

Albert Camus’ un Tersi ve Yüzü’ nde söylediği gibi ve bir diğer kitabında da , sanırım  ”Düşüş”. Bir insan, intihara neden ihtiyaç duyar: Çok kötü olaylar yaşadığı için mi, çıkılmaz dertlerin sarmalında kaldığı için mi, kimsesi olduğu için mi?

Elbette bunlar da birer sebep olabilir, hem de gerçekten incelenmesi gereken haklı sebepler olarak da kabul edilebilir. Ama bir adam sadece ve sadece, yakın bir arkadaşı kendisine o gün selam verirken içten değildi, ya da onu görmezden gelmişti diye de intihar edebilir. Çünkü toplumda insanların birbirlerine olan güven duygusu bittikten sonra yaşanmaya değer hiçbir şey kalmaz.

Albert Camus kitaplarına devam edeceğim. Ruhunu ve bakış açısını bu kadar yakından hissetmişken öteki kitaplarının tadına da bakmak istiyorum.

 

Categories:   Kitap Tavsiyeleri

Comments